Ser Verip Sır Vermemek Deyimi ile İlgili Hikaye

Aşağıda ser verip sır vermemek deyimi ile ilgili hikaye kısaca olarak ele alacağız.

Çoban, dağlara çıkar sürüsünü otlatır ve geri dönerdi. Asla köylülerle irtibat kurmazdı. Köylülerle konuşmaz, onları dinlemezdi. Bunun nedenini bilen kimse yoktu. Çocuklar da bunu çok merak etmeye başlamıştı. Köydeki çobanın kimseyle konuşmaması ve kimseye taviz vermemesi herkesi çok şaşırtıyordu.

Çocuklar bu durumu kurcalamaya başlamıştı. Kimse de çocuklara durun yapmayın demiyordu. Çocuklar, köyün muhtarına gittiler ama muhtar hiçbir şey söylemedi. Çocuklar, köyün yaşlılarına gittiler, yaşlılar aman bizi karıştırmayın dedi. Çocuklar köyün ailelerini gezmeye başladılar, aileler çocukları yedirdi, içirdi ama hiçbir cevap vermediler.

Köyde tuhaf şeyler dönüyordu. Bir şeyler olmuştu ama kimse konuşmak istemiyordu. Başka konulara gelince herkes bülbül kesiliyor ama çobanın yalnızlığına gelince kimse konuşmak istemiyordu. Köyün bir tepesinde yalnız yaşayan bir ihtiyara giden çocuklar bu durumu anlattılar.

İhtiyar, insanlar ser verip sır vermezler, dedi. Çocuklar da şaşırıp birbirlerine baktılar. İhtiyar, yani bu saklanması gereken bir sır ve kimse bunun hakkında konuşmaz, kurcalamayın da işinize bakın, dedi. Çocuklar da kendilerince hikayeler uydurup çobanın sevdalı olduğunu düşündüler. Bu olaydan sonra çobana yanık çoban dediler. Yanık çoban, sevdalı olan anlamına geliyordu. Çoban da bu durumdan hiç rahatsız olmamıştı.

Ser Verip Sır Vermemek Deyimi ile İlgili Hikaye Hakkında Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.